9°C s u sıcaklığında olan Kurttepe İçmesi Seyhan ilçesi Kurttepe Köyü yakınındadır. Bu köy, Adana’nın sayfiye yeridir. Bağlık bahçeliktir. Çok soğuk ve kuvvetli pürgatif bir sudur. Karaciğer, safrayolları ve bağırsak hastalıklarında faydalıdır.
Türkiye kaplıca ve termal turizm rehberi
22 Mart 2008 Yorum Yok
9°C s u sıcaklığında olan Kurttepe İçmesi Seyhan ilçesi Kurttepe Köyü yakınındadır. Bu köy, Adana’nın sayfiye yeridir. Bağlık bahçeliktir. Çok soğuk ve kuvvetli pürgatif bir sudur. Karaciğer, safrayolları ve bağırsak hastalıklarında faydalıdır.
06 Mart 2008 Yorum Yok
Osmaniye ili Düziçi ilçesinin 15 km kuzeyinde Ceyhan Nehri kenarında, Kuşçu Köyü’nde bulunmaktadır.
Haruniye Kaplıcalarının kaynağı, doğal çıkışlı olup, 25 lt/sn akım değerine sahiptir.
Haruniye Kaplıcaları’nın suyunun, İstanbul Üniversitesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Balneoloji Laboratuarı’nda yapılan incelemeler sonucunda doğal sıcaklığının 20 C’nin (32 C) üzerinde olduğu ve toplam mineralizasyonun ise 1000 mg/L (2191,32 mg/L) üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Bu özelliklerinden ötürü de Termomineral sular gurubundan olduğu anlaşılmıştır. Sıcak ve mineralli su kaynakları, bu tesislerin hemen altında başlıca 8 gözeden, değişik debilerde çıkmaktadır. Kapalı termal havuz, yamaçtaki en düşük kottaki ana kaynak olarak adlandırılan gözeden beslenmekte ve bu tesis uzun yıllardan beri kullanılmaktadır.
Bu kaplıcanın sularının banyo kürü olarak kullanıldığında; Osteoartrit, fibromyalji, kronik bel ağrısı, inme, nevraljiler, ortopedik ameliyat ve kırıklar sonrası rehabilitasyon amacıyla, İçme olarak kullanıldığında da; mide ve ince bağırsak fonksiyonel rahatsızlıkları, kronik ve tekrarlayan ülserler, diabetes mellitus, gut hastalığı, böbrek ve idrar yolu taşlarının önlenmesi, taş kırma ve taş ameliyatları sonrası, kronik idrar yolları iltihapları rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca suyun içeriğinde bulunan kalsiyum nedeniyle kalsiyum yetersizliğine bağlı olarak ortaya çıkan raşitizm, osteoporoz, kemik ve dişlerin gelişmesi ve sağlamlığında, kalp kası ve çizgili kasların yeterli çalışmasında kalsiyum desteği sağlayarak etkili olabileceği inceleme raporlarında belirtilmiştir.
06 Mart 2008 Yorum Yok
Kadirli İlçesi’nin Koçlu (Avluk) köyü sınırları içerisinde bulunur. İlçe merkezine 15 km mesafededir.
Ormanlık bir alan içerisinde iki inçlik bir debide yer altından hemen orada bir kaynak olarak çıkan,kokulu yaz-kış,25 santigrat derece suyu olan bir pınardır kokar içmecesi.
Çevresinde otel konaklama yeri vs. bulunmamaktadır.
Buraya Bizans döneminde, 5 km uzaklıktaki Ağınağat denilen mevkiden içme suyu getirildiği, yol yapımı sırasında çıkan kalıntılardan anlaşılmakta,bu şifalı sudan eski çağlardan beri yararlanıldığı ve buranın bir “Şifa merkezi” olduğu bilinmektedir.
Bugünkü tesisin bir km. güney doğusundaki daha az akan ikinci bir olan kokar su ise, dere yatağına (Hançer’in Deresi) akmaktadır.Bu suyun da kokar’a getirilmesi mümkündür.Dere yatağında ayrıca tatlı içme suyu akan bir de çeşme vardır.
Kokar; İnsanların kanser ve siroz hastalıkları,sedef hastalığı, egzama, mantar,kapanmayan yaralar,vitiligo (ala,alaca),kellik,mide ülseri,kolit,hemoroit (basur),şeker hastalığı,allerjik astım,böbrek yetmezliği, böbrek ve safra kesesi taşları,prostat hastalığı, sarılık ve karaciğer hastalıkları,aşırı kilolar,kireçlenmeler,romatizmalar ve diğer pek çok hastalıklarda bu sudan içerek şifa bulmak için tavsiye ile geldikleri,çevresi çam ormanıyla çevrili çok güzel bir vadidir.Hastaların dışında,Kadirli halkı da mesire yeri olarak piknik yapmak için hafta sonlarında Kokar’a gelmektedirler.Her gün bir kaç defa şehir merkezinden Kokar’a gelip giden dolmuşlar vardır.Arabası ile gelenler için park yeri sorunu yoktur.Açık hava lokantasında kebap yiyip çay içilebilir.Piknik yapılabilir ve birlikte getirilen yiyecekler ve içecekler yenilip içilebilir.Köylülerin getirdikleri tavuk,yumurta, yoğurt ve tereyağı satın alınabilir.Hava ılıman iklime sahip olduğu için,konaklama yeri yapıldığında yılın 12 ayında şifa amaçlı olarak burada kalabilmek mümkündür.
Yüzyıllar önce bir “şifa merkezi” olarak kullanılan bu yer, bugün daha bilinçli bir hasta kesiminin yine şifa merkezi olma yolundadır.Hemen her gün Türkiye’nin her yöresinden sağlık sorunu olan ve klasik tedavi yöntemleri ile iyileşemeyen hasta insanlar,veya hastalıklardan korunmak için her yıl bir hafta içme kürü yapmak isteyenler,bu sudan faydalanarak iyileşen insanların tavsiyeleri ile kokar içmecesine gelmektedirler.Suyu taze olarak içmek gerekmektedir.Taşındığında,bir günden itibaren tadı ve kokusu değişip,bozulmaktadır.İçilmez hale gelmektedir.
Bu kaplıca suyunun, özellikle sedef hastalığının kesin tedavisini sağladığı anlaşıldığından İsveç’te bulunan sedefliler birliği www.pso.se/ (Svenska Psoriasisförbundet, PSO Rökerigatan 19 121 62 Johanneshov ) birliğe bağlı 250.000 üyesine,daha önce denedikleri ve tam sonuç aldıkları bu şifalı özel sudan faydalanmak için Kadirli’yi,Kokar içmecesini önermektedir.
kaynak:kadirli.gov.tr
19 Şubat 2008 Yorum Yok
Mucur içesinin 15 km. güneyindeki Avcı köyündedir. Kükürtlü olan su henüz tam olarak bilimsel analize tabii tutulmamıştır. Yöre halkınca yaygın olarak içme tedavisinde kullanılmaktadır
19 Şubat 2008 Yorum Yok
Kırşehir’in batısında Kaman’a 16 km. mesafede Savcılı kasabasında yer alan ılıca, üstü açık taş duvarlarla çevrili bir havuzun içinden çıkmaktadır. Debisi saniyede 1 litrenin altındadır. Çok az mineral ihtiva eden, sodyum bikarbonatlı su özelliğindedir. İçme tedavisinde de kullanılır. Kaynak, gerekli tesislerin olmamasından dolayı kaplıca olarak kullanılmamaktadır.
18 Şubat 2008 Yorum Yok
a-Ank.Ün.Tıp Fak.Fiz. Tıp ve Reh. Ana Bilim Dalı Bşk.lığı raporuna göre.
1-İnaktif devredeki Ramotoit Artrit ve benzeri hastalıklarla, Seronegatif Spondartrit’ lerin tedavisinde. (İltihaplı ve iltihapsız eklem rahatsızlıklarında.)
2-Eklem çevresi ve diğer yumuşak doku Lezyon’larında. (Eklem çevresi dokuların romatizmal ağrılarında. Eklem bağlarının, harekete engel olan rahatsızlıklarında.)
3-Osteartroz’da. ( Romatizma ve burkulmaya bağlı ağrılı şişlerin tedavisinde.)
4-Gut (Nikris veya Damla hastalığı) ve benzeri Metabolik hastalıklarda. (Özellikle şişman yapılı erkeklerde görülen Gut hastalığının müzmin devrelerinde.)
5-Kırık-çıkık ve Travma Sekellerinde. (Kırık-çıkık sonrası ağrı tedavisinde.)
6-Akut devre dışı bazı Nörölojik hastalıklara bağlı felçlerin tedavisinde. (Kol ve bacak felçlerinin müzmin devreleri ve Çocuk Felçlerinde.)
7-Kronik devredeki çeşitli kadın hastalıkları ve hormon bozukluklarında. (Kadınların müzmin bel ağrılarında, kadınlık organı rahatsızlıklarında, âdet kesimi devresi rahatsızlıklarında ve bazı tür kısırlık hallerinin tedavisinde.)
8-Bazı cilt hastalıklarında.
9-Depresyon, zihinsel yorgunluk gibi bazı ruhsal bozuklukların tedavisinde. (Bazı ruhsal rahatsızlıklarda, aşırı sinirlilik hallerinde.)
10-Romatizmal hastalıklara veya tümör iltihabı dışında çeşitli bozukluklara bağlı omuz, kol, bel ve bacak ağrılarında.
11-Saçlı derinin kepeklenmesine karşı.
12-Sedef hastalığı tedavisnde.
13-Egzema ile kaşıntılı ve artma eğilimi gösteren deri hastalıkları tedavisinde.
14-Ağız içi hastalıklarının tedavisinde.
Ayrıca, kaplıca sularımız:
1-Kükürtlü olduğu için: Paraziter ve mikrobik deri hastalıklarında, Sebereik deri hastalıkları ve Psoriasis tedavisinde.
2-Arsenikli olduğu için: Egzema, Psoriasis ve Prorige tedavisinde.
3-Demirli olduğu için: Ağız hastalıkları ve Lökopsilerde.
4-Klorlü olduğu için: İrritasyona eğilimli dermatozlarda.
5-Silikatlı olduğu için: Proriler, Egzemalar, İrritasyona eğilimli Dermatozlar ve Seberoik Dermatillerin tedavisinde de olumlu sonuçlar vermektedir.
b-An.Ün. Tıp Fak.Dermatoloji Ana Bilim Dalı Bşk.lığı (30.07.1984 tarih ve 184 sayılı) raporuna göre:
1-Saç kırılmaları, kepeklenme ve sulu kabuklanmalarda.
2-Kasık ve ayak mantarları, Sedef hastalığının geç devresindeki sebepsiz kaşıntı, göz çapaklanması, deri kabuklanması ve mikrobik zedelenmelerde.
3-Egzemaların, el ve ayak parmak aralarının sulu-akıntılı ve kaşıntılı rahatsızlıklarının, sabun-sprey ve petrol ürünleri ile meydana gelen allerji ve cilt çatlaklarının tedavisinde.
4-Ağız içinde, dilde ve yanak içindeki yara ve müzmin boğaz hastalıklarının tedavisinde.
5-Kaplıca suyunun soğutularak içilmesi suretiyle solucan, tenya, kurt ve şerit düşürülmesinde ve hazmın kolaylaştırılmasında.
6-Kaplıca suyuna oturulmak suretiyle, devamlı kanayan mayasıllarda.
7-Uzun yıllar süren mafsal rahatsızlıklarında.
8-Lumbago, sırt, bel ağrıları ile kol ve bacaklardaki uyuşma ve şişlikte.
9-Çeşitli kırık ve çıkıkların iyileşme safhasında ve daha sonraki ağrılara karşı,
10-Fazla gıda ile beslenen şişman hastaların ayak ve bacak ağrılarında.
11-Müzmin yatalak hastalarda, çocuk felci ve siyatik ağrılarında.
12-Kadınların müzmin bel ağrıları, ateş basmaları, ayak şişmeleri ve bazı kısırlık tedavisinde, olumlu sonuçlar vermektedir.
http://www.kizilcahamam.bel.tr
18 Şubat 2008 Yorum Yok
Kızılcahamam kaplıcalarının geçmişi Roma İmparatorluğunun parlak devirlerine kadar uzandığı sanılıyor. Büyük kaplıca yanında bulunan ve Romalılara ait olduğu bilinen eski hamam kalıntılarından dolayı böyle bir fikre varılmıştır. Halk arasında da Roma Hamamı olarak bilinen bu eski hamamda iki büyük havuz ve yeraltından çıkan termal suyun dinlendirildiği büyük bir depo mevcuttur. Bu depo ve havuzlar, yumurta akı ile karıştırılan toprak ve kilden müteşekkil bir karışım ile sıvanmıştır.
12.Asırda Anadolu’da 300 sıcak su hamamı bulunduğu belirtiliyor.
Tarihi kaynaklar, 1402 Ankara Savaşı sırasında (belki de savaşdan hemen sonra Ankara’da kaldığı bilinen sekiz günlük süre içinde) Timur’un, aksayan bacağına şifa olsun diye bölgedeki kaplıcadan faydalandığını, sık sık banyo aldığını, hatta sıcaklığı 80º C olan kaplıca suyunda yıkanırken, bacağını birden suya soktuğunda yanma hissedip: ”Aman bre Kızılcahamam!” diye bağırdığını ve ilçenin isminin de buradan geldiğini belirtiyorlar.
Ali Cevad Efendi’nin, “Memalik-i Osmaniyye’nin Tarih ve Coğrafya Lügatı” nda, ilçemizde “biri Sek Hamamı’nda, ikisi de Kızılca’da bulunan kaplıcalardan bahsederek, terkibinde şap, kükürt ve çelik olan kaplıcaların iç ve dış hastalıklara olağanüstü yarar sağladığı, Ankara ve civar illerden pek çok ahalinin tedavi için buraya gelip 60 odalı hanlarda kaldığını” anlatılıyor.
Ayrıca kaplıcalarımız, tarih bölümünde de belirttiğimiz gibi, 1914 yılında ilçe merkezinin Pazar’dan Kızılcahamam’a taşınmasına da (Ankara Valiliği’nin başkent İstanbul’a yazdığı teklifde) sebep (ve bahane) teşkil etmiştir. Bu tarihde de hamam ve yanındaki 60 odalı bir handan bahsedilir.
ATATÜRK Kızalcahamam ilçesini ziyaret ettiği 16-17 Temmuz 1934 de büyük ve küçük kaplıcayı da gezmiş ve buraların geliştirilmesi yönünde direktifler vermiştir.
Bu tarihlerde kaplıcalarımızın havuzları sıcak suların yerden kaynadığı yerde idi. Yani sıcak su yeryüzüne çıktığı yerdeki havuza toplanır ve burada banyo alınırdı. Havuza da bir taş merdiven ile inilirdi.
Kaplıcalarımız, böyle ilkel bir yapı ve kullanımda iken 1943 de zamanın Ankara valisi Nevzat Tandoğan’ ın yardımları ve bizzat katıldığı temel atma töreni ile yenilenmeye başlanıp bu günkü yerine yeniden inşa edilir. İnşaat devam ederken sıcak suyun kaybolduğu görüldü. 1945 yılında inşaatı bitirilen tesiste, erkek-kadın bölümleri, bu bölümlerde büyük mermer havuzlar, soyunma ve dinlenme yerleri yeniden düzenlenmiştir.
O yıllarda Özel idare mülkiyetindeki kaplıcalar, 1961 yılında belediye tarafından 900.000 TL ye satın alınmıştır.
Kızılcahamam ilçesine ilk fizik tedavi uzmanı olarak 1953 de Dr.Nusret Şakir bey atanır. 1960 sonrası ise, halkın yakından tanıdığı Dr.Hakkı Atay fizik tedavi uzmanı olarak çalışır ve sezonluk 600 hastaya zamanın teknolojisi ile hizmet verir.
Son olarak da 1975 de ise zamanın belediyesi tarafından üstüne bir kat daha çıkılmış, ortasında göbek taşı bulunan yıkanma yeri havuzun olduğu bölümden ayrılarak sauna haline getirilmiş, soyunma ve özel banyo kabinleri çoğaltılmış, fizik tedavi bölümü daha da geliştirilmiş ve idari bölümler eklenmiştir.
1984’e kadar kaplıcalarımız kendi tabii kaynaklarını kullanıyorlardı. O yıl M.T.A. ve belediyenin ortak çalışması ile Küçük Kaplıca yanında yapılan sondajda çok miktarda sıcak su çıkarıldı ve kaplıcalara verilmeye başlandı. Kaplıcalarımız tabii çıkışlı 3 kaynağa ilave olarak jeotermal enerji temini için açılmış iki kuyudan daha beslenmektedir ve Ph değeri 7 dir. Kaynak akım değerleri ise 60 Lt/ Sn.dir.
1994 de ise belediye tarafından girişe turnikeler konularak hem yaz aylarındaki izdiham, hem de hamamdan faydalanma konusundaki spekülasyon önlenmiştir.
Yapılan bu hizmetlere rağmen kaplıca tesislerinin yeterli olduğu söylenemez.
Gene de bu halleriyle bile kaplıcalarımıza olan talep her geçen gün artmaktadır. 1992 yılında günde ortalama 2.500-3.000 kişi girmekte iken, 1996 sezonu itibarı ile bu sayı 4.000’e çıkmıştır. Normal kapasiteleri ise günlük 15.000 kişi olarak tesbit edilmiştir. Bu artan talebe karşı gelirin de aynı şekilde arttığı düşünülürse, kaplıcaların maddi açıdan faydası ortaya çıkar.
Kaplıcalarımıza sadece bölgesel misafirler değil, yurdun her tarafından tedavi amacı ile birçok insan gelmektedir. Özellikle yazın (Haziran-Ekim arası) tedavi ve dinlenme amacı ile ilçeye gelenler çoğunlukla Zonguldak’lılardır. Bunun yanısıra Malatya, Trabzon, Çorum ve Kastamonu yoğunlukta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu’dan gelenler olmakta ve en az on gün süre ile ilçemizde kalmaktadırlar.
Tedavi için gelenlerin genelde Romatizma, Siyatik, cilt, kadın hastalıkları, bel ağrıları ve Egzema gibi hastalıklardan şikayetçi oldukları ve düzenli bir kaplıca tedavisinden sonra hemen hepsinin memnun olarak ayrıldıkları gözlenmektedir.
İlçedeki termal suyun daha aktif ve modern bir şekilde kullanılması için 1994 den itibaren yoğun bir çalışma başlatılmış, bir çok proje hazırlanarak ihaleleri yapılmıştır. Bunların bir kısmı bitmiş, bir kısmı 2-3 yıl içinde hizmete girecektir.
http://www.kizilcahamam.bel.tr
18 Şubat 2008 Yorum Yok
1-Yeryüzüne yağış olarak inen sular, toprağa sızarak derinlere indikçe bir yandan ısınırlar, bir yandan da geçiş yolları üzerinde rastladıkları maden ve tuzları eritip bünyelerine alırlar.
Isınan ve bileşimleri değişen, toprak katmanları arasında uygun bir yer bulabilirlerse, tekrar yeryüzüne çıkarlar. Bünyelerindeki madensel madde (mineral) ve tuzlar, aşağıda belirtileceği gibi birçok rahatsızlığı tedavi ettiklerinden dolayı ”Şifalı su” olarak anılırlar.
2-Dünyanın daha derin katmanlarında,yeryüzünden sızan sulardan farklı olarak, fiziksel ve kimyasal usüllerle meydana gelen ve bünyelerinde yine erimiş madensel madde ve tuzların bulunduğu sıcak sular da, yer kabuğu katmanları arasından bir yol bularak yeryüzüne çıkarlar.
Bu konuda başka görüşler de var. Bunlardan birine göre; sıcak sular, petrol yataklarına benzer şekilde derinliklerde bulunan yer altı göllerinden gelmekte. Diğer bir görüşe göre de, dünyanın merkezinde erimiş halde bulunan hidrojen, yeryüzüne doğru yükselirken, yolu üzerinde rastladığı oksijen ile birleşerek, su ve su buharı haline geliyor.
Ancak, topraktan süzülen ve içinde erimiş maden ve tuzlar bulunmasına rağmen, kuyu suları, göl suları ve deniz kenarındaki süzülme sular, şifalı su değildir
Şifalı suların bileşiminde bulunan ve tabiatta serbest halde olan madensel maddeleri alıp, kullandığımız suya katarak aynı sıcaklığa getirsek, kaplıcanın verdiği şifayı vermezler . Hatta bu maddeleri, kaplıca suyundan ayırıp tekrar aynı suya katsak bile şifa verici özelliğini kaybediyorlar. Bu, gizli bir sırrın gücü, Allah’ (C.C.) ın bize bağışladığı sayısız nimetlerden birisi.
18 Şubat 2008 Yorum Yok
Yenice Mahallesi Camii arkasında, küçük bir binada hizmet vermektedir. Açık bir soyunma yeri ile kurnalı bir yıkanma yeri ve havuz bölümünden ibaret olan bu kaplıcaya öğleye kadar erkekler, öğleden sonra da bayanlar girebilmektedir. Ortalama günlük giriş kışın 250, yazın ise 400 kişidir.
1984 de çıkarılan su kullanılana kadar, bu kaplıcanın bir bölümünde kum ve böbrek taşı dökmeye yarayan ve sindirime iyi gelen ılık bir su akardı.
http://www.kizilcahamam.bel.tr
18 Şubat 2008 Yorum Yok
1-BÜYÜK KAPLICA:
Günümüze kadar birkaç tadilat geçirmiş olan tesis,1985 de son bir iç ve dış düzenleme ile biraz daha kullanışlı hale getirilmiştir. Bu değişiklikle kurnalı yıkanma yerleri havuzun olduğu bölümden ayrılarak göbek taşı da ilave edilip başka bir bölümde yeniden hizmete sunulmuştur. Ayrıca, mevcut soyunma kabinlerinin ve aileye mahsus küvetli özel kabinlerin sayıları da artırılmıştır.
Üstüne bir de kat eklenen kaplıca binasında ayrıca Fizik Tedavi bölümü ve idare büroları yenilenmiştir. Girişe ise turnikeler konularak kolaylık sağlanmıştır.
Kadın ve erkek bölümleri simetrik olarak birbirinin benzeri olan kaplıcamıza ortalama olarak, günlük kışın 250, yazın ise 5.000 kişi girmektedir.
Belediye tarafından işletilmekte olan Büyük Kaplıca’nın su kapasitesi daha önce 3 Lt/Sn ve kendi tabii kaynağını kullanmakta iken,1984 yılında M.T.A. tarafından açılan kuyudan çıkarılan su verilmeye başlanmıştır.
http://www.kizilcahamam.bel.tr
Copyright © Termal turizm kaplıca ılıca
WordPress | Tigopedia Reloaded 2.0 | MaviPC.Net